<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Emma Watson - Harry Potter Turkey Fan - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.missemmawatson.com/</link>
		<description><![CDATA[Emma Watson - Harry Potter Turkey Fan - http://www.missemmawatson.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 04:43:54 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Ölüm Yadigarlarından Üç Yeni Fotoğraf]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21431</link>
			<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 11:23:08 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21431</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Franklin Gothic Medium;"><img src="http://www.ressim.net/l/upload/e5970d2d.jpg" border="0" alt="[Resim: e5970d2d.jpg&#93;" /></span><br />
 <br />
<span style="font-family: Franklin Gothic Medium;"><img src="http://www.ressim.net/l/upload/2be244b7.jpg" border="0" alt="[Resim: 2be244b7.jpg&#93;" /></span><br />
 <br />
 <span style="font-family: Franklin Gothic Medium;"><img src="http://www.ressim.net/l/upload/5fe58f54.jpg" border="0" alt="[Resim: 5fe58f54.jpg&#93;" /></span><img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/utangac.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Utangac" title="Utangac" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Franklin Gothic Medium;"><img src="http://www.ressim.net/l/upload/e5970d2d.jpg" border="0" alt="[Resim: e5970d2d.jpg]" /></span><br />
 <br />
<span style="font-family: Franklin Gothic Medium;"><img src="http://www.ressim.net/l/upload/2be244b7.jpg" border="0" alt="[Resim: 2be244b7.jpg]" /></span><br />
 <br />
 <span style="font-family: Franklin Gothic Medium;"><img src="http://www.ressim.net/l/upload/5fe58f54.jpg" border="0" alt="[Resim: 5fe58f54.jpg]" /></span><img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/utangac.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Utangac" title="Utangac" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tekrar geldim.]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21430</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 15:29:44 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21430</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;"><div style="text-align: right;">selam arkadaslar ben bu siteye kac yılında üye oldum bilmiyorum ama baya eskiden beri üyeydim.eski nickim ~MisSLipsticK~ <br />
siteye tekrar bakmak icin geldiğimde sitenin değistiğini gördüm acıkcası üzüldüm. <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/=V.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="=V" title="=V" /><br />
cünkü sitenin eski haline cok alısmıstım ve sitedeki dostluklar gercekten güzeldi, herkesle cook samimi olmasamda onları gercekten cok özlemisim! <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/bohu.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Bohu" title="Bohu" /><br />
görüyorumki bazılarının izi sitede kalmıs. (:<br />
neyse bazılarıyla görüsmeye calısıcam artık bir sekilde , .. <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/gul.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Gul" title="Gul" /></div></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-family: Times New Roman;"><div style="text-align: right;">selam arkadaslar ben bu siteye kac yılında üye oldum bilmiyorum ama baya eskiden beri üyeydim.eski nickim ~MisSLipsticK~ <br />
siteye tekrar bakmak icin geldiğimde sitenin değistiğini gördüm acıkcası üzüldüm. <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/=V.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="=V" title="=V" /><br />
cünkü sitenin eski haline cok alısmıstım ve sitedeki dostluklar gercekten güzeldi, herkesle cook samimi olmasamda onları gercekten cok özlemisim! <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/bohu.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Bohu" title="Bohu" /><br />
görüyorumki bazılarının izi sitede kalmıs. (:<br />
neyse bazılarıyla görüsmeye calısıcam artık bir sekilde , .. <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/gul.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Gul" title="Gul" /></div></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bihter'e Şiir(:]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21429</link>
			<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 13:17:16 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21429</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;">Bihter Bihter Bihter<br />
Adnanı ettin heder <br />
Bhlül doldu keder<br />
Zora gelince geber<br />
<br />
Bihter Bihter  aman be Bihter<br />
Mutfak tayfa gebermeni ister<br />
Ama matmazel seni çok sever<br />
Bi annenden hiç bahsetmicem<br />
Zora gelince atla aşağı geber<br />
<br />
<br />
Bihter Bihter yandım be Bihter<br />
Kardeşin olmak ister miydi Peyker<br />
Nihat artık ailene lanet eder<br />
Takıların kadar değerin yok<br />
Zora gelince kes bileklerini geber<br />
<br />
<br />
Bihter Bihter  ulan Bihter<br />
Bülent bile senden nefret eder<br />
Bu dizi adamı kanser eder <br />
Nihali bile salak ettiniz<br />
Zora gelince iç hapları geber<br />
<br />
<br />
Bihter Bihter yeter lan  Bihter<br />
Behlüle çevirdiğin işler<br />
Ünkapanı albümüne benzer<br />
24 haziran akşamı<br />
Zor ama sık kafana geber</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;">Bihter Bihter Bihter<br />
Adnanı ettin heder <br />
Bhlül doldu keder<br />
Zora gelince geber<br />
<br />
Bihter Bihter  aman be Bihter<br />
Mutfak tayfa gebermeni ister<br />
Ama matmazel seni çok sever<br />
Bi annenden hiç bahsetmicem<br />
Zora gelince atla aşağı geber<br />
<br />
<br />
Bihter Bihter yandım be Bihter<br />
Kardeşin olmak ister miydi Peyker<br />
Nihat artık ailene lanet eder<br />
Takıların kadar değerin yok<br />
Zora gelince kes bileklerini geber<br />
<br />
<br />
Bihter Bihter  ulan Bihter<br />
Bülent bile senden nefret eder<br />
Bu dizi adamı kanser eder <br />
Nihali bile salak ettiniz<br />
Zora gelince iç hapları geber<br />
<br />
<br />
Bihter Bihter yeter lan  Bihter<br />
Behlüle çevirdiğin işler<br />
Ünkapanı albümüne benzer<br />
24 haziran akşamı<br />
Zor ama sık kafana geber</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Challenge#4 - Sonuç]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21428</link>
			<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 11:01:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21428</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;">
<span style="font-style: italic;"><span style="font-size: x-small;">Gösterdiği ilgiden dolayı <span style="font-weight: bold;">Dixie.</span> ye teşekkür ediyorum.<br />
Forum içinde sürekli olarak bu tür aktivitelere gösterdiği özenden dolayı tebrikler.<br />
-&gt;Yarışmaya tek katılım olduğu için oylama yapılmamıştır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Challenge#4 1. Dixie.</span><br />
<img src="http://www.ressim.net/l/upload/5c735bc3.png" border="0" alt="[Resim: 5c735bc3.png&#93;" /> </span><br />
<br />
Tebrikler<br />
</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;">
<span style="font-style: italic;"><span style="font-size: x-small;">Gösterdiği ilgiden dolayı <span style="font-weight: bold;">Dixie.</span> ye teşekkür ediyorum.<br />
Forum içinde sürekli olarak bu tür aktivitelere gösterdiği özenden dolayı tebrikler.<br />
-&gt;Yarışmaya tek katılım olduğu için oylama yapılmamıştır.</span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Challenge#4 1. Dixie.</span><br />
<img src="http://www.ressim.net/l/upload/5c735bc3.png" border="0" alt="[Resim: 5c735bc3.png]" /> </span><br />
<br />
Tebrikler<br />
</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bir uçakta pilot aniden hostesleri çağırmış ve demiş ki]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21427</link>
			<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 11:15:06 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21427</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;">—Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin. Şu anda deniz üzerindey...iz ve denize çok yakın uçuyorum, atlarlarsa kurtulma şansları var, ama atlamazlarsa herkes ölecek!!!'<br />
<br />
Tabii, böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor.<br />
<br />
Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, 'Herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamaları sağlanır.' diye karar vermiş ve ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş:<br />
<br />
—Sayın yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alan Japonlar'ın araştırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!'<br />
<br />
Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmişler ve atlamışlar;<br />
<br />
Sonra hostes İngilizler'e yönelmiş:<br />
<br />
—Sayın yolcularımız, şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!'<br />
<br />
Bütün İngilizler hevesle atlamışlar. <br />
<br />
Sıra Fransızlar'a gelmiş. Hostes:<br />
<br />
—Bayanlar baylar, affedersiniz rahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan atlar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim. demiş.<br />
<br />
Fransızlar:<br />
<br />
—Tabii, mersi!' deyip sırayla atlamışlar!<br />
<br />
Hostes bu kez Almanlar'a yönelmiş:<br />
<br />
—Atlayın aşağı çabuk! diye bağırmış. Alman kafile 'Heil!' diyerek atlamış.<br />
<br />
Veee sıra gelmiş Türkler'eee. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa hafif dayanarak şöyle demiş:<br />
<br />
—Siz var ya siz... Buradan hayatta atlayamazsınız...xD xD</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;">—Uçak düşmek üzere. Tüm yolculara atlamalarını söyleyin. Şu anda deniz üzerindey...iz ve denize çok yakın uçuyorum, atlarlarsa kurtulma şansları var, ama atlamazlarsa herkes ölecek!!!'<br />
<br />
Tabii, böyle bir şeyi insanlara yaptırmak çok zor.<br />
<br />
Hosteslerden en akıllısı düşünmüş taşınmış, 'Herkese uygun bir dille anlatılırsa uçaktan atlamaları sağlanır.' diye karar vermiş ve ilk olarak Amerikalı kafilenin yanına gitmiş:<br />
<br />
—Sayın yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alan Japonlar'ın araştırma laboratuarlarıyla kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!'<br />
<br />
Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa gitmişler ve atlamışlar;<br />
<br />
Sonra hostes İngilizler'e yönelmiş:<br />
<br />
—Sayın yolcularımız, şu anda dünyanın en geniş ve verimli sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız sonsuza dek sizin olurlar!'<br />
<br />
Bütün İngilizler hevesle atlamışlar. <br />
<br />
Sıra Fransızlar'a gelmiş. Hostes:<br />
<br />
—Bayanlar baylar, affedersiniz rahatsız ediyorum; fakat rica etsem uçaktan atlar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim. demiş.<br />
<br />
Fransızlar:<br />
<br />
—Tabii, mersi!' deyip sırayla atlamışlar!<br />
<br />
Hostes bu kez Almanlar'a yönelmiş:<br />
<br />
—Atlayın aşağı çabuk! diye bağırmış. Alman kafile 'Heil!' diyerek atlamış.<br />
<br />
Veee sıra gelmiş Türkler'eee. Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa hafif dayanarak şöyle demiş:<br />
<br />
—Siz var ya siz... Buradan hayatta atlayamazsınız...xD xD</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nick Değişimi.]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21426</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 22:01:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21426</guid>
			<description><![CDATA[Nick değişimi yapılabilir mi ? (:]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Nick değişimi yapılabilir mi ? (:]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[sır ve daniel (?)]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21425</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 19:13:30 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21425</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;">Benim hakkımda ki iyi/kötü düşüncelerinizi bekliyorum. (:</div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;">Benim hakkımda ki iyi/kötü düşüncelerinizi bekliyorum. (:</div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[ben geldimm]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21424</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 16:42:38 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21424</guid>
			<description><![CDATA[Reklam yapmak ve küfür etmek yasaktır..<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">edit:sır ve daniel.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Reklam yapmak ve küfür etmek yasaktır..<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">edit:sır ve daniel.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Ali Aslan oruç tutmadığı için öldürülmedi"]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21423</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 10:53:53 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21423</guid>
			<description><![CDATA[ANKARA -ANKA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Erzincanlı Ali Aslan adlı askerin Alevi olduğu ve oruç tutmadığı gerekçesi ile birliğinde bir başka asker tarafından vurularak öldürüldüğüne ilişkin haberlere açıklık getirdi. <br />
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nden yapılan yazılı açıklamada, “Öldürülen askerin ailesi ve yakın çevresi ile yapılan görüşmelere göre Ali Arslan Hakkari'de değil Bitlis Tatvan'da askerliğini yapmaktadır. Ailesi vurulma olayını medyada yazıldığı gibi oruç tutmaması ve Alevi olması nedeniyle olmadığını belirtmekte, soruşturmanın hem askeri hem de sivil savcılık tarafından yürütüldüğünü belirtmektedir. Konuyla ilgili yapılan spekülasyonlar nedeniyle bu açıklama yapma ihtiyacı duyulmuştur” denildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ANKARA -ANKA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Erzincanlı Ali Aslan adlı askerin Alevi olduğu ve oruç tutmadığı gerekçesi ile birliğinde bir başka asker tarafından vurularak öldürüldüğüne ilişkin haberlere açıklık getirdi. <br />
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nden yapılan yazılı açıklamada, “Öldürülen askerin ailesi ve yakın çevresi ile yapılan görüşmelere göre Ali Arslan Hakkari'de değil Bitlis Tatvan'da askerliğini yapmaktadır. Ailesi vurulma olayını medyada yazıldığı gibi oruç tutmaması ve Alevi olması nedeniyle olmadığını belirtmekte, soruşturmanın hem askeri hem de sivil savcılık tarafından yürütüldüğünü belirtmektedir. Konuyla ilgili yapılan spekülasyonlar nedeniyle bu açıklama yapma ihtiyacı duyulmuştur” denildi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erzurum'da kazada üç kişi öldü]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21422</link>
			<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 10:51:32 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21422</guid>
			<description><![CDATA[Erzurum'da kazada üç kişi öldü<br />
Erzurum’un Tortum ilçesinde dün iftar saati meydana gelen trafik kazası sonrasında hayatını kaybeden ve yaralananların kimlikleri belirlendi.<br />
Güncelleme:24 Ağustos 2010 10:14<br />
ERZURUM (İHA) - Tortum ilçe merkezine 1 kilometre kala Kaledibi mevkiinde meydana gelen trafik kazasında üç kişi hayatını kaybederken üç kişi de yaralanmıştı. Kaza sonrası hayatını kaybedenlerin kamyonet sürücüsü Ahmet Yılmaz (53), Ayşe Yılmaz (80) ve Elif Nida Dal (3) olduğu, Bölge Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırılan yaralıların da Zeynep Yılmaz, Gülsüm Dal ve Muhammet Emirhan Dal olduğu öğrenildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Erzurum'da kazada üç kişi öldü<br />
Erzurum’un Tortum ilçesinde dün iftar saati meydana gelen trafik kazası sonrasında hayatını kaybeden ve yaralananların kimlikleri belirlendi.<br />
Güncelleme:24 Ağustos 2010 10:14<br />
ERZURUM (İHA) - Tortum ilçe merkezine 1 kilometre kala Kaledibi mevkiinde meydana gelen trafik kazasında üç kişi hayatını kaybederken üç kişi de yaralanmıştı. Kaza sonrası hayatını kaybedenlerin kamyonet sürücüsü Ahmet Yılmaz (53), Ayşe Yılmaz (80) ve Elif Nida Dal (3) olduğu, Bölge Eğitim Araştırma Hastanesine kaldırılan yaralıların da Zeynep Yılmaz, Gülsüm Dal ve Muhammet Emirhan Dal olduğu öğrenildi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ben geldiim.]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21421</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 22:59:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21421</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Selamlar hepinize.<br />
Ben gelmiş bulunmaktayım. =D<br />
Adım İrem. Vanessa Hudgens, Emre Aydın,Pixie Lott,Blake Lively,Miley Cyrus,Evanna Lynch ve birazcık da Selena Gomez hayranıyım. Emma Watson en ama en sevdiklerim arasında değildir fakat onu da severim.Ben daha çok Hermione Granger karakterini seviyorum ama.Her neyse. 14 yaşındayım 1 Eylül'de 15ime gireceğim.<img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/utangac.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Utangac" title="Utangac" /><br />
Burada olmak güzel.İyi ki gelmişim dedirtecek kadar eğlenceli bir site.(:<br />
Neyse,hoşgeldim. <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/gul.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Gul" title="Gul" /> </span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">Selamlar hepinize.<br />
Ben gelmiş bulunmaktayım. =D<br />
Adım İrem. Vanessa Hudgens, Emre Aydın,Pixie Lott,Blake Lively,Miley Cyrus,Evanna Lynch ve birazcık da Selena Gomez hayranıyım. Emma Watson en ama en sevdiklerim arasında değildir fakat onu da severim.Ben daha çok Hermione Granger karakterini seviyorum ama.Her neyse. 14 yaşındayım 1 Eylül'de 15ime gireceğim.<img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/utangac.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Utangac" title="Utangac" /><br />
Burada olmak güzel.İyi ki gelmişim dedirtecek kadar eğlenceli bir site.(:<br />
Neyse,hoşgeldim. <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/gul.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Gul" title="Gul" /> </span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hallowhoney´]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21420</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 16:09:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21420</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;">merhaba, adım zeynep, 16 yaşındayım. edebiyat, müzik, tiyatro ve resimle yakından ilgilendiğimi söyleyebilirim. pek sıcakkanlı olduğumu sanmıyorum, ama genelde çoğu kişiyle iyi anlaşırım. buradaki herkes gibi benim de en sevdiğim seri harry potter. çocukluğumdan beri benim için çok ayrı bir yeri var harry potter'ın. birkaç iyi özelliğim varsa bunları harry potter'ın öğrettiğini düşünüyorum. oyunculardan deborah ann woll, rachel hurd wood, alex pettyfer'i, müzisyenlerden amy winehouse, lily allen, HIM ve coldplay'i başarılı buluyorum. genelde punk-grunge-modern caz dinliyorum. jk rowling, anne rice, richelle mead, stephen king kitapları okumayı seviyorum.<br />
umarım iyi anlaşırız. </div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;">merhaba, adım zeynep, 16 yaşındayım. edebiyat, müzik, tiyatro ve resimle yakından ilgilendiğimi söyleyebilirim. pek sıcakkanlı olduğumu sanmıyorum, ama genelde çoğu kişiyle iyi anlaşırım. buradaki herkes gibi benim de en sevdiğim seri harry potter. çocukluğumdan beri benim için çok ayrı bir yeri var harry potter'ın. birkaç iyi özelliğim varsa bunları harry potter'ın öğrettiğini düşünüyorum. oyunculardan deborah ann woll, rachel hurd wood, alex pettyfer'i, müzisyenlerden amy winehouse, lily allen, HIM ve coldplay'i başarılı buluyorum. genelde punk-grunge-modern caz dinliyorum. jk rowling, anne rice, richelle mead, stephen king kitapları okumayı seviyorum.<br />
umarım iyi anlaşırız. </div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bunamaya Karşı Bol Spor Yapın]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21419</link>
			<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 09:29:50 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21419</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;"> İsveç'te yapılan bir araştırma, orta yaşlar boyunca haftada en az iki kez yarımşar saat egzersiz yapmanın bile ilerleyen yaşlarda bunama riskini yarı yarıya azalttığını ortaya çıkardı. 20 yıl süren araştırma bir kişinin gençliğinde ve orta yaşlarında aktif bir yaşam tarzı benimsemesinin, yaşlılığında fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı bir yaşam sürme ihtimali de arttırdığını kanıtladı.</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-style: italic;"> İsveç'te yapılan bir araştırma, orta yaşlar boyunca haftada en az iki kez yarımşar saat egzersiz yapmanın bile ilerleyen yaşlarda bunama riskini yarı yarıya azalttığını ortaya çıkardı. 20 yıl süren araştırma bir kişinin gençliğinde ve orta yaşlarında aktif bir yaşam tarzı benimsemesinin, yaşlılığında fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı bir yaşam sürme ihtimali de arttırdığını kanıtladı.</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Anita~~. Geldi]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21417</link>
			<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 00:06:19 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21417</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-size: x-small;"><span style="font-weight: bold;">Selam ben Zeynep<br />
15 yaşıdayım.Emma Watsonu seviyorum sevmesem burda işim ne <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/Niha.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Niha" title="Niha" /><br />
Kendimden bahsedersem:Genellikle Rock ve Metal dinlemeyi severim.<br />
Favorilerim:Linkin Park <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/rose.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Rose" title="Rose" /> Avril Lavigne,Evenescence,Adam Lambert,Lady Gaga,Rihanna,Emre Aydın,Şebnem Ferah...<br />
Çook büyük bir Linkin Park hayranıyım.Chester Bennington Fanıyım tam 8 yıldır.<img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/rose.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Rose" title="Rose" /><img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/rose.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Rose" title="Rose" /> <br />
Bu arada şunu söylemek istiyorum  bazı insanlar gereksiz yere' o sadece benim'<br />
diye mesaj yazıyorlar,artık bundan sıkıldım !! O kimsenin değil onun binlerce hayranı var ve siz o sadece benim diye ortalıkta gezinip gereksiz mesaj yazıyorsunuz.!!! Tamam şaka niyetine yazılabilir ama bunun gerçek olmayacağını bilmelisiniz.Biraz mantıklı düşünün lütfen ya !<br />
Ayrıca jensen Ackles ve Beren Saat'i ,çok seviyorum.The pretty little liars, Smallville,Küçük Sırlar favori dizilerim.<br />
Neyse benden bu kadar zamanla kaynaşıcaz ^^</span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><span style="font-size: x-small;"><span style="font-weight: bold;">Selam ben Zeynep<br />
15 yaşıdayım.Emma Watsonu seviyorum sevmesem burda işim ne <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/Niha.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Niha" title="Niha" /><br />
Kendimden bahsedersem:Genellikle Rock ve Metal dinlemeyi severim.<br />
Favorilerim:Linkin Park <img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/rose.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Rose" title="Rose" /> Avril Lavigne,Evenescence,Adam Lambert,Lady Gaga,Rihanna,Emre Aydın,Şebnem Ferah...<br />
Çook büyük bir Linkin Park hayranıyım.Chester Bennington Fanıyım tam 8 yıldır.<img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/rose.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Rose" title="Rose" /><img src="http://www.missemmawatson.com/images/smilies/rose.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Rose" title="Rose" /> <br />
Bu arada şunu söylemek istiyorum  bazı insanlar gereksiz yere' o sadece benim'<br />
diye mesaj yazıyorlar,artık bundan sıkıldım !! O kimsenin değil onun binlerce hayranı var ve siz o sadece benim diye ortalıkta gezinip gereksiz mesaj yazıyorsunuz.!!! Tamam şaka niyetine yazılabilir ama bunun gerçek olmayacağını bilmelisiniz.Biraz mantıklı düşünün lütfen ya !<br />
Ayrıca jensen Ackles ve Beren Saat'i ,çok seviyorum.The pretty little liars, Smallville,Küçük Sırlar favori dizilerim.<br />
Neyse benden bu kadar zamanla kaynaşıcaz ^^</span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Liz Hurley vejetaryen oldu]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21416</link>
			<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 22:10:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21416</guid>
			<description><![CDATA[İngiliz oyuncu ve model Elizabeth Hurley, bir süre önce sahibi olduğu organik tarım çiftliğinde yeni bir hayata merhaba demişti. Önceki gün twitter'dan hasta bir domuz yavrusunu iyileştirebilmek için çalıştığını açıklayan Hurley, domuz yavrusu üç gün sonra hayatını kaybedince çok üzüldüğünü açıkladı. Bu olayın ardından Akdeniz'de tatile çıkan Hurley, tatil boyunca vejetaryen diyeti uygulayacağını ve 'bir daha et yiyebileceğini sanmadığını' ifade etti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İngiliz oyuncu ve model Elizabeth Hurley, bir süre önce sahibi olduğu organik tarım çiftliğinde yeni bir hayata merhaba demişti. Önceki gün twitter'dan hasta bir domuz yavrusunu iyileştirebilmek için çalıştığını açıklayan Hurley, domuz yavrusu üç gün sonra hayatını kaybedince çok üzüldüğünü açıkladı. Bu olayın ardından Akdeniz'de tatile çıkan Hurley, tatil boyunca vejetaryen diyeti uygulayacağını ve 'bir daha et yiyebileceğini sanmadığını' ifade etti.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kimse onun kadar "evet" demedi]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21415</link>
			<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 22:10:05 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21415</guid>
			<description><![CDATA[Sanki memleketin üzerinde dev hoparlörlerden şu ses yankılandı: “Lütfen lütfen; yığılma yapmayalım, önce sanatçımız evlenecek!” Al işte Google önünde, aramaya “Seda” yazdın mı, “Sayan”ını o peşinden kendi getiriverir. Sanırsın ülkede başka Seda kalmadı. Gördünüz mü sonuçları: 1: Seda Sayan, 2: Seda Sayan evlendi! Allah’ın emri Peygamber’in kavliyle Google bile kabullendi durumu...<br />
<br />
VER EKOYU, VER EKOYU <br />
Türk filmi gibi; Samatya’nın kenar mahallelerinden çıkıp vardığı düğün salonlarından pavyonlara, oradan Gülizar Gazinosu’na transfer oluyordu. Sarı saçlarıyla keşfedilmeyecek gibi değildi, “Ver ekoyu, ver ekoyu” türünden gazinolarda “Se se se da da da sa sa sa yan yan yan” sesinin ardından kendini sahnelere atıyordu. Aranan solist olmuştu. Seda Sayın derken Seda Sayan oldu; film hızlandı, o dönemin ünlü futbolcularından Rıdvan Kılıç’la ilk nikâhını yaptı. Altıncı ayda gelen ayrılığın altında Sayan’ın bütün parasını idare etmesi için Rıdvan Kılıç’a verdiği ancak onun paraların yarısını cebine attığı iddiası yatıyordu.<br />
<br />
ŞİDDET DOLU BİR AİLE<br />
Halbuki hikâyenin taa en başında, daha o zaman Google yoktu, takvim 30 Aralık 1965’i gösterirken Aysel Gürsaçar adıyla gecekonduların iç içe geçtiği Eyüp’te; kavganın hiç eksik olmadığı bir aileye doğdu. Babası alkolikti, onlar ekmek bulamasa da babası için içki parası hep bulundu. Seda’nın siyah beyaz aile albümlerine özenmesi o yıllardan kaldı. Yine babasının kırıp döktüğü bir gün henüz 15 yaşındaydı, evden kaçtı, geceyi sokakta geçirdi. Kafaya koymuştu, “şarkıcı” olacaktı.<br />
<br />
TAM ÇOCUK YAPILACAK ERKEK<br />
Maksim günlerinde Beşiktaşlı Sinan Engin’le tanıştı. “Sinan tam çocuk yapılacak erkek” dedi ve yaptı. 1990’da evlendiklerinde, Seda Sayan artık evinin kadını, çocuğunun anasıydı. Sahneye çıkmadı, kimselerle görüşmedi. Ama olmadı, altı yıl sonra boşanma kâğıdı geldi. Prestij Müzik’in en şaşaalı dönemlerinde sahneye Mahsun Kırmızıgül’le çıktı. Mahsun maçoydu, Seda dobra, Mahsun aşkların en büyüğüydü. Ayrılıkları da aşkları kadar sert oldu. Prestij Müzik çökerken, ikili küfürlerle ayrıldı. Şirket yüzünden mahkemelik olduklarında; Mahsun’u “delikanlı” olmaya çağırdı, Seda’nın arkasında mafya var deniyordu. Ama o gündemi bir trafik ışığı hızıyla değiştirmesini bildi. Kırmızı ışıkta dururken Seda Sayan’a “Sizin hayranınızım” demesiyle birlikte Soner Yapcacık kendini nikâh masasında buldu. Damadın köyünde evlenildi, düğün fotoğrafları basına dağıtılmadan boşanma celbi de geldi. Sayan’ın bu evliliği; Prestij Müzik’e kaset anlaşmasını tek taraflı feshettiği için 70 milyara yakın borcunu düşürmesi için yaptığı söylendi. Evlenince iş akti fesholuyordu. Soner’in 15 dakikalık kocalık rolü bitmişti.<br />
<br />
MAHALLELİ STÜDYODA<br />
Aşkların kadını Seda Sayan için evlenmek hıçkırık gibiydi, evlenesi geldiğinde kendini tutamıyordu. Bir imza da işadamı Tuncay Kıratlı için geldi. “Bir hasta ziyareti bir de Seda Sayan nikâhı uzun olmaz demişler, hadi bana müsaade” dedi, yedi ay sonra bu yastıktan da kafasını kaldırdı Kadırgalı. Kurduğu ilişkiler derinleşiyordu. Kardeşi Sedat, Sedat Peker’in adamıydı. Hani şu kardeş Sedat; ağabeyini Şahin’i kafasından vurandı. İki Sedat’ın en yakın arkadaşı Gökhan Şükür’dü, Seda Sayan nikâhı bastı. Genç bir erkekle evlenmişti yine, ama bu da okeydi. Artık zaten o sabahların sultanıydı. 11 yıldır sevişemeyen çiftler de, gözünden ameliyat olmak isteyenler de Seda’nın kapısındaydı, misyon kadınıydı. Televizyon dünyası bir şehir olsa, şehrin akıl hastanesi Seda Sayan’ın programıydı. Leğende cüce yıkamalar, canlı yayında botoks yaptırmalar, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ü tanımayıp “Naber lan Mustafa, ne iş yapıyorsun orada” demeler... Normal hayatında yaptığı her şeyi ekranda da yapıyordu. Türkiye’nin (en) parantezinde yine (en) tolere ettiği insan Seda Sayan’dı. Onun tüm taşkınlıklarını, aşklarını alkışlayan seyirci, gidip evde kızını töre cinayetine kurban verendi aynı zamanda! O günlerde pek de tanınmayan Nihat Doğan’la aşkını canlı yayında yaşadı. Reyting yükselsin diye dans da etti, didişti de... Mahalleli ona hayrandı, hatta ÖDP başkanı iken partinin düşük oy almasını Ufuk Uras bile çıkıp şöyle açıklayacaktı: “Seda Sayan’ın halkla kurduğu diyalogu çözebilseydik, biz de çok oy alırdık!”<br />
<br />
SÜLALENİN REİSİ<br />
“Ekrandaki kadın evde yok ayol” imajını veriyordu hep. Basit bir magazin figürü olduğunu kabul etmiyor, Türkiye’nin Oprah’sı olduğunu iddia ediyor, hatta Oprah’nın ABD’de RTÜK olsa başarılı olamayacağını dahi söylüyordu. Koca bir sülaleye bakarken, sülanenin cCc Seda Reis cCc’siydi. (En) parantezinde dergici de oldu, marketingci de, dizi oyuncusu da... Tamer Karadağlı ile çektiği Fedai’de assolistti, kendisinden para tırtıklayan bir kardeş ve boşanmak istemeyen bir kocayla uğraşıyordu. Onu uğraştırmamak lazımdı. Tehdit edebilirdi. Günün birinde; Aysun Kayacı’nın babasını canlı yayına çıkarmasının ardından yaşanan gerginlikte, televizyonda haykırarak, “Ben çete lideri miyim?” diye sordu. Nitekim; canlı yayında oğlunun ‘manevi baba’sı olan ve o sırada cezaevinde yatmakta olan şahsın çok sevdiği bir şarkıyı, ekranlardan canlı canlı okumuş ve kendisine armağan etmişti. Bir gazeteci, o günün Sedat Peker’in doğum günü olduğunu keşfetmişti.<br />
<br />
UZAYDA DÜĞÜN<br />
Tek evlenmediği Nihat Doğan’ın ardından, ondan 12 yaş küçük olan şarkıcı Onur Şan’la evlendi. O günlerde verdiği bir röportajda; Kadırgalı buyurmuştu: “Ben çaktırmadan benmerkezci yaşarım. Kendimi severim, kendime iyi bakarım, önce ben gelirim! Her şeyi kendim için yaparım!” Onur okula, Seda sete derken; bu evlilik de bitiverdi. “Bu halk beni izlemekten bıkmaz ve sıkılmaz!” diyen, bir içecekle bizi yaşatan, iş-aş kapısını açan, başlıbaşına bir Kadırgalı Holding’ti. Programda çamlar devirse de, programın adını Sabah Sabah Seda Sayan’dan Pata Küte Seda Sayan’a da çevirse de, Atatürk mumyasıyla stüdyoda otursa da Türk halkının ona olan patolojik güveni yerle bir olmadı. Hani uzayda hayat olsa, Türkiye’den bir gidip baksın diye görevlendirelecek insan o’ydu. “Bacım sen bir bakıver be” desek oraya yetişir, göz hastanesini oraya yerleştirdi. Uzayda yaşarken “sedosfer”de yankılanacak anons da şimdiden belliydi: “Yarın tüm halkımız Mars Düğün Salonu’nda gerçekleştirilecek Seda Sayan’ın onikinci nikâhına davetlidir. Hayranlarına duyurulur!” Tünelin ucu karanlık demiştim ize...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sanki memleketin üzerinde dev hoparlörlerden şu ses yankılandı: “Lütfen lütfen; yığılma yapmayalım, önce sanatçımız evlenecek!” Al işte Google önünde, aramaya “Seda” yazdın mı, “Sayan”ını o peşinden kendi getiriverir. Sanırsın ülkede başka Seda kalmadı. Gördünüz mü sonuçları: 1: Seda Sayan, 2: Seda Sayan evlendi! Allah’ın emri Peygamber’in kavliyle Google bile kabullendi durumu...<br />
<br />
VER EKOYU, VER EKOYU <br />
Türk filmi gibi; Samatya’nın kenar mahallelerinden çıkıp vardığı düğün salonlarından pavyonlara, oradan Gülizar Gazinosu’na transfer oluyordu. Sarı saçlarıyla keşfedilmeyecek gibi değildi, “Ver ekoyu, ver ekoyu” türünden gazinolarda “Se se se da da da sa sa sa yan yan yan” sesinin ardından kendini sahnelere atıyordu. Aranan solist olmuştu. Seda Sayın derken Seda Sayan oldu; film hızlandı, o dönemin ünlü futbolcularından Rıdvan Kılıç’la ilk nikâhını yaptı. Altıncı ayda gelen ayrılığın altında Sayan’ın bütün parasını idare etmesi için Rıdvan Kılıç’a verdiği ancak onun paraların yarısını cebine attığı iddiası yatıyordu.<br />
<br />
ŞİDDET DOLU BİR AİLE<br />
Halbuki hikâyenin taa en başında, daha o zaman Google yoktu, takvim 30 Aralık 1965’i gösterirken Aysel Gürsaçar adıyla gecekonduların iç içe geçtiği Eyüp’te; kavganın hiç eksik olmadığı bir aileye doğdu. Babası alkolikti, onlar ekmek bulamasa da babası için içki parası hep bulundu. Seda’nın siyah beyaz aile albümlerine özenmesi o yıllardan kaldı. Yine babasının kırıp döktüğü bir gün henüz 15 yaşındaydı, evden kaçtı, geceyi sokakta geçirdi. Kafaya koymuştu, “şarkıcı” olacaktı.<br />
<br />
TAM ÇOCUK YAPILACAK ERKEK<br />
Maksim günlerinde Beşiktaşlı Sinan Engin’le tanıştı. “Sinan tam çocuk yapılacak erkek” dedi ve yaptı. 1990’da evlendiklerinde, Seda Sayan artık evinin kadını, çocuğunun anasıydı. Sahneye çıkmadı, kimselerle görüşmedi. Ama olmadı, altı yıl sonra boşanma kâğıdı geldi. Prestij Müzik’in en şaşaalı dönemlerinde sahneye Mahsun Kırmızıgül’le çıktı. Mahsun maçoydu, Seda dobra, Mahsun aşkların en büyüğüydü. Ayrılıkları da aşkları kadar sert oldu. Prestij Müzik çökerken, ikili küfürlerle ayrıldı. Şirket yüzünden mahkemelik olduklarında; Mahsun’u “delikanlı” olmaya çağırdı, Seda’nın arkasında mafya var deniyordu. Ama o gündemi bir trafik ışığı hızıyla değiştirmesini bildi. Kırmızı ışıkta dururken Seda Sayan’a “Sizin hayranınızım” demesiyle birlikte Soner Yapcacık kendini nikâh masasında buldu. Damadın köyünde evlenildi, düğün fotoğrafları basına dağıtılmadan boşanma celbi de geldi. Sayan’ın bu evliliği; Prestij Müzik’e kaset anlaşmasını tek taraflı feshettiği için 70 milyara yakın borcunu düşürmesi için yaptığı söylendi. Evlenince iş akti fesholuyordu. Soner’in 15 dakikalık kocalık rolü bitmişti.<br />
<br />
MAHALLELİ STÜDYODA<br />
Aşkların kadını Seda Sayan için evlenmek hıçkırık gibiydi, evlenesi geldiğinde kendini tutamıyordu. Bir imza da işadamı Tuncay Kıratlı için geldi. “Bir hasta ziyareti bir de Seda Sayan nikâhı uzun olmaz demişler, hadi bana müsaade” dedi, yedi ay sonra bu yastıktan da kafasını kaldırdı Kadırgalı. Kurduğu ilişkiler derinleşiyordu. Kardeşi Sedat, Sedat Peker’in adamıydı. Hani şu kardeş Sedat; ağabeyini Şahin’i kafasından vurandı. İki Sedat’ın en yakın arkadaşı Gökhan Şükür’dü, Seda Sayan nikâhı bastı. Genç bir erkekle evlenmişti yine, ama bu da okeydi. Artık zaten o sabahların sultanıydı. 11 yıldır sevişemeyen çiftler de, gözünden ameliyat olmak isteyenler de Seda’nın kapısındaydı, misyon kadınıydı. Televizyon dünyası bir şehir olsa, şehrin akıl hastanesi Seda Sayan’ın programıydı. Leğende cüce yıkamalar, canlı yayında botoks yaptırmalar, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ü tanımayıp “Naber lan Mustafa, ne iş yapıyorsun orada” demeler... Normal hayatında yaptığı her şeyi ekranda da yapıyordu. Türkiye’nin (en) parantezinde yine (en) tolere ettiği insan Seda Sayan’dı. Onun tüm taşkınlıklarını, aşklarını alkışlayan seyirci, gidip evde kızını töre cinayetine kurban verendi aynı zamanda! O günlerde pek de tanınmayan Nihat Doğan’la aşkını canlı yayında yaşadı. Reyting yükselsin diye dans da etti, didişti de... Mahalleli ona hayrandı, hatta ÖDP başkanı iken partinin düşük oy almasını Ufuk Uras bile çıkıp şöyle açıklayacaktı: “Seda Sayan’ın halkla kurduğu diyalogu çözebilseydik, biz de çok oy alırdık!”<br />
<br />
SÜLALENİN REİSİ<br />
“Ekrandaki kadın evde yok ayol” imajını veriyordu hep. Basit bir magazin figürü olduğunu kabul etmiyor, Türkiye’nin Oprah’sı olduğunu iddia ediyor, hatta Oprah’nın ABD’de RTÜK olsa başarılı olamayacağını dahi söylüyordu. Koca bir sülaleye bakarken, sülanenin cCc Seda Reis cCc’siydi. (En) parantezinde dergici de oldu, marketingci de, dizi oyuncusu da... Tamer Karadağlı ile çektiği Fedai’de assolistti, kendisinden para tırtıklayan bir kardeş ve boşanmak istemeyen bir kocayla uğraşıyordu. Onu uğraştırmamak lazımdı. Tehdit edebilirdi. Günün birinde; Aysun Kayacı’nın babasını canlı yayına çıkarmasının ardından yaşanan gerginlikte, televizyonda haykırarak, “Ben çete lideri miyim?” diye sordu. Nitekim; canlı yayında oğlunun ‘manevi baba’sı olan ve o sırada cezaevinde yatmakta olan şahsın çok sevdiği bir şarkıyı, ekranlardan canlı canlı okumuş ve kendisine armağan etmişti. Bir gazeteci, o günün Sedat Peker’in doğum günü olduğunu keşfetmişti.<br />
<br />
UZAYDA DÜĞÜN<br />
Tek evlenmediği Nihat Doğan’ın ardından, ondan 12 yaş küçük olan şarkıcı Onur Şan’la evlendi. O günlerde verdiği bir röportajda; Kadırgalı buyurmuştu: “Ben çaktırmadan benmerkezci yaşarım. Kendimi severim, kendime iyi bakarım, önce ben gelirim! Her şeyi kendim için yaparım!” Onur okula, Seda sete derken; bu evlilik de bitiverdi. “Bu halk beni izlemekten bıkmaz ve sıkılmaz!” diyen, bir içecekle bizi yaşatan, iş-aş kapısını açan, başlıbaşına bir Kadırgalı Holding’ti. Programda çamlar devirse de, programın adını Sabah Sabah Seda Sayan’dan Pata Küte Seda Sayan’a da çevirse de, Atatürk mumyasıyla stüdyoda otursa da Türk halkının ona olan patolojik güveni yerle bir olmadı. Hani uzayda hayat olsa, Türkiye’den bir gidip baksın diye görevlendirelecek insan o’ydu. “Bacım sen bir bakıver be” desek oraya yetişir, göz hastanesini oraya yerleştirdi. Uzayda yaşarken “sedosfer”de yankılanacak anons da şimdiden belliydi: “Yarın tüm halkımız Mars Düğün Salonu’nda gerçekleştirilecek Seda Sayan’ın onikinci nikâhına davetlidir. Hayranlarına duyurulur!” Tünelin ucu karanlık demiştim ize...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Hayatıma sadece tek bir aşk sığdırdım"]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21414</link>
			<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 22:09:27 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21414</guid>
			<description><![CDATA[Türk pop müziğinin en güçlü kadın seslerinden biri olan Sertab Erener; hayata, aşka, yanlızlığa ve üretmeye dair tüm düşüncelerini Marie Claire Dergisi’ne verdiği röportajda anlattı. Burak Ertaş’ın objektifine poz veren Erener, Berin Yavuzlar’ın sorularını içtenlikle cevapladı.<br />
<br />
*** Hayatında mutsuzluğa yer var mı? <br />
Mutsuzluk dediğimiz şeyleri yaşamadığımı görüyorum. Etrafımda mutsuzluk kelimesinin oluşabileceği seçimler yapmıyorum. Onlar eğer mutsuzluk olarak benim tarafımdan tanımlanmışsa da bir yerlerde mutlaka ben bir şeyleri kaçırmışımdır. Yani kendi korkularımdır, kendi beceriksizliklerimdir. Dışarıda beni mutsuz eden bir şey olmadığını düşünüyorum. Çünkü beni mutsuz eden tek biri varsa o da kendimim. Ben ne yapıyorsam kendime yapıyorum. Başka kimse yok. Kimi suçlayabilirsin ki. Ama biz herkesi suçluyoruz. Bir dönüp kendimize baksak bulacağız aslında doğruyu. Olmuyor ama. Çok zor çünkü.<br />
<br />
*** Yalnızlıkla aran nasıldır? Yalnız kalabilenlerden misin?<br />
Evet yalniz kalmanın keyfini çikarabilenlerdenim. Özellikle tek basınalık hali insanı olgunlaştıran korkularınla başa çıkmayı öğrendiğin en onemli andır. Biriktirmek ve üretmek için yalnızlık bence şart. Oysa o yalnızlık duygusu, bizde hep ölümle eş hissedilen ve yalnızlığın negatif bir şey olduğu üzerinden konuşuluyor. Ama bence yalnızlık çok güzel bir şey. O üreten bir şey. Oradan çıkıyor bütün fikirler zaten. <br />
<br />
*** Yalnızken insanın beyni daha mı çok çalışıyor?<br />
Kesinlikle. O zaman aklın başına geliyor aslında. Bir şey üretiyorsan, yazıyorsan, çiziyorsan zaten kalabalıkların ortasında yapamazsın ki. Mutlaka kendi başına kalman lazım. Bir romancı, caddenin ortasında yazmaz. Gider bir yerlere kapatır kendini. Ne bileyim, şarkılar da öyle yazılır. Hadi hep birlikte bütün şehirle birlikte şarkı yazayım, yapamazsın. Belki ancak birileriyle bir şeyler yaşayıp sonra onun etkisini yalnız başına kaldığında aktarabilirsin. Tabii ki. O etkileşim şart. Ya da ortaklaşa çalıştığın birileri varsa, ortak bir şey yazıyorsan, o da tamam. Ama üretim o kalabalığın içinde olacak bir şey değil. <br />
<br />
*** Sen bu noktaya nasıl geldin? Hayatında birçok eleme yaptın öyle değil mi?<br />
<br />
Evet, kesinlikle doğru söylüyorsun. Şunu fark ettim; belki de bu çok derin, uzun ve beni bunlara iten bir hastalık yaşadığım için buralara geldim. Fark ettim ki; hasta olmama neden olan bir tek kişi var, o da benim. Çünkü ben öyle bir seçim, öyle bir şeyler yapıyorum ki kendime... Yorumlarda bulunuyorum hayatla ilgili. Olayların yorumunu yapan da bir kişi var, benim. Buradan mutlu da ayrılabiliriz, çok mutsuz da. Şu an bu kirazdan dolayı korkunç sinirlenip buradan olay çıkarıp da gidebilirsin, bu tabağın keyfine de varabilirsin. Fark ettim ki; bağırsağımı kanatan kişi benim. Ve dedim ki; demek ki bu mekanizmayı bir yerde kırmak lazım. İyileşmemin tek nedeni kendimi iyileştirmem. <br />
<br />
*** Koliti psikolojik gelgitler tetikliyor sanırım.<br />
Psikosomatik hastalık. Tam bir gerekçesi bulunmuş değil kolitin ama benim en dikkat etmem gereken tarafı da psikolojik tarafıydı. O kafayı düzelttikten sonra, diğerleri de düzeliyor, beden sana cevap veriyor.<br />
<br />
*** Bunu hayatını değiştirmek adına ikinci bir şans olarak gördün mü?<br />
Tabii. Yaşadığın şeyin ne kadar güzel olduğunu fark etmediğin zamanlarda, kaybetmek üzereyken, anlıyorsun hayatın ne kadar değerli olduğunu. Bir tek senin ne kadar değerli olduğunu, kendinin... Çünkü başka yaşanacak hayat yok. Öbürü fasa fiso, kim ne derse desin. Bilmiyoruz. O yüzden bir kere daha yakaladım diyerek hayatın değerini anlıyorsun.<br />
<br />
*** Ondan sonra da “Renga renga rengarenk oldum” diye şarkı söylüyorsun. (Gülerek) Tabii o biraz da Nil’in (Karaibrahimgil) kalbinin güzelliği.<br />
*** Öyle ama bence Nil de bunu yazarken empati kurarak yazdı.<br />
Kesinlikle. Bana “Sizi düşünüyorum” diye mesajlar attı yazarken. Birlikte yaşamanın getirdiği, beni iyi tanımasının getirdiği, daha önce bütün müzikal yolculuğumuzda yan yana olmamızın getirdiği yakınlıkla; Demir’le ilişkimizi en yakından tanımlayan, gören kişi olarak yazdı. Zeki bir kız Nil. Çok zeki ve söz dilini çok iyi kullanan biri. O yüzden böyle olağanüstü güzel bir öykü çıkardı içinden. <br />
*** Gerçek aşkın tanımını yapmak mümkün mü?<br />
Aşkı insanoğlu yüzyıllardır anlamaya ve anlatmaya çalışıyor ve herkesin aşkı tarifi başka, tek bir aşk tanımı yok. Benim içinse gerçek aşk; karşılıksız, tanımsız, ezberlemeden, her gün yeniden taptaze kalabilen...<br />
*** Sen hayatına kaç aşk sığdırdın?<br />
(Gülümseyerek) Tek. <br />
*** Seviyorum demek kolay mı senin için?<br />
Ben sevgimi saklamam; o yüzden “Seviyorum” demek de kolay benim için. Sevgi insanoğlunun tek yakıtı bence ve satın alınabilecek bir şey de değil. Bu ancak kendi içinde çoğaltabileceğin, hatta öğrenebileceğin bir şey. Büyük bir problem olarak buluyorum insanlığın bu sevgisini saklamasını. <br />
*** Sevginin karşılığını alamamak seni durdurur mu?<br />
Yoo. Zaten karşılıklı olabilecek bir şekilde bakmıyorum ben. Birini seviyorsan seviyorsundur. İlla o seni seviyor diye seviyorsan, zaten o sevgi değil. Zaten beklenti üzerinden bir sevgi çıkarmaya çalışıyorsan, ben de onun gerçek sevgi olmadığını düşünüyorum. Kuşaklar boyunca “Biz çocuk doğuralım, onlar da bize ileride baksınlar” gibi bir düşünce oldu. Bir sorumluluk hissediyorsan kendi içinden hissettiğin bir şeydir. Birine bakmak zorunda kalmak kadar kötü bir şey var mı? Sevdiğin için yaparsın. Yoksa hayat mecburiyetler silsilesi. <br />
*** Hiç bilmeyen birine ruh eşi ifadesini nasıl anlatırdın?<br />
<br />
Ben ve Demir derdim! Ruh eşi aslında zıtlıkların bir araya gelmesi. Ruh eşi derken ben şunu demiyorum; “Her şeyde o kadar aynıyız ki” Bence ruh eşi denmesinden kasıt, Uzakdoğuluların yin yang’ı ayırması gibi. Her şeyin içindeki kadınerkek, her şeyin içindeki siyah-beyaz gibi, ikilikler gibi... Ama o ikililiğin içersindeki uyum, o formu mükemmel hale getiriyor. Yani ruh ikizi dediğim şey aslında o iki ucun bir araya geldiğindeki mükemmel form.<br />
*** Bu hayatta sen ne renksin, Demir ne renk? Bu anlamda sence nasıl<br />
bir uyum içindesiniz?<br />
Demir kırmızı, bense mavi sanırım. Biri su, biri de ateş gibi... <br />
*** Nasıl bir sevgilisin?<br />
Titiz, dikkatli, değiştirmeden sevmeyi, karşısındakine saygılı biri olmayı seçen ve olmaya çalışan biri gibi... Keşke olduğu gibi herkesi kabul etsek. Tolerans çok önemli. <br />
** *Aşkın ömrü var mı sence? Aşk ve sevgi diye ikiye ayırırsak eğer...<br />
<br />
Yok... Ten dediğin şey, seksi tek başına değerlendirdiğimde; teni öğrenmek, her dokunduğunda aynı şeyi hissetmek, onun yıllar içerisinde sende yarattığı alışkanlık, hiçbir zaman sana ilk günkü hissi veremez. Onu kaybediyorsun, o net. Ona karşı savaş veremezsin. O kadar çıplak oluyorsun artık, her şeyini açmış oluyorsun. O saflıkta ve çıplaklıktaki bir şeyi yaşadıkça alışkanlık beraberinde geliyor. Ama orada hâlâ heyecan hissetmemek ya da ondan dolayı kanıksamak, ona yenilmek başka bir şey. Ben bundan söz etmiyorum. Onu yenebiliyorsun. Ona her gün yeniden o taze gözle bakabiliyorsan, hatta ilk gördüğünki kadar önyargısız bakabiliyorsan o tene, o yüze; ezberlememiş gibi. O zaman çok taze kalabiliyor.<br />
<br />
İLİŞKİ KURMAK BİR SANATTIR<br />
“Çok gelişmişsindir bir konuda, bilim adamısındır, derya kitap bitirmişsindir ama ilişki konusunda özürlüsündür. İnsan ilişkisi, kadın erkek ilişkilerinde dünyanın en büyük hatalarını yaparsın ama bilim adamısındır. Böyle insanlar var. Zaten sonra IQ değil EQ diye bir zekânın daha önemli olduğu ortaya çıktı. Çünkü ilişki kurma sanatı diye bir şey var. Kendini bilme sanatı.”<br />
<br />
KURU BİR HAYAT<br />
*** Hayatta ne olursa olsun dönüp dolaşıp eve geldiğinde sevgiliyi bulmak nasıl bir şey?<br />
Sen ne diyorsun! Dünyanın en güzel şeyi. Onun için uyandığında ya da ne bileyim onun için giyindiğinde, onun için güzelleşiyorsun. O çok hoş bir şey, müthiş bir şey paylaşmak. Ben o konuda çok çok mutluyum. Gerçekten şanslı hissediyorum kendimi. (Gözleri doluyor) Sevgisiz, aşksız bir hayat, gerçekten kuru bir hayat.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türk pop müziğinin en güçlü kadın seslerinden biri olan Sertab Erener; hayata, aşka, yanlızlığa ve üretmeye dair tüm düşüncelerini Marie Claire Dergisi’ne verdiği röportajda anlattı. Burak Ertaş’ın objektifine poz veren Erener, Berin Yavuzlar’ın sorularını içtenlikle cevapladı.<br />
<br />
*** Hayatında mutsuzluğa yer var mı? <br />
Mutsuzluk dediğimiz şeyleri yaşamadığımı görüyorum. Etrafımda mutsuzluk kelimesinin oluşabileceği seçimler yapmıyorum. Onlar eğer mutsuzluk olarak benim tarafımdan tanımlanmışsa da bir yerlerde mutlaka ben bir şeyleri kaçırmışımdır. Yani kendi korkularımdır, kendi beceriksizliklerimdir. Dışarıda beni mutsuz eden bir şey olmadığını düşünüyorum. Çünkü beni mutsuz eden tek biri varsa o da kendimim. Ben ne yapıyorsam kendime yapıyorum. Başka kimse yok. Kimi suçlayabilirsin ki. Ama biz herkesi suçluyoruz. Bir dönüp kendimize baksak bulacağız aslında doğruyu. Olmuyor ama. Çok zor çünkü.<br />
<br />
*** Yalnızlıkla aran nasıldır? Yalnız kalabilenlerden misin?<br />
Evet yalniz kalmanın keyfini çikarabilenlerdenim. Özellikle tek basınalık hali insanı olgunlaştıran korkularınla başa çıkmayı öğrendiğin en onemli andır. Biriktirmek ve üretmek için yalnızlık bence şart. Oysa o yalnızlık duygusu, bizde hep ölümle eş hissedilen ve yalnızlığın negatif bir şey olduğu üzerinden konuşuluyor. Ama bence yalnızlık çok güzel bir şey. O üreten bir şey. Oradan çıkıyor bütün fikirler zaten. <br />
<br />
*** Yalnızken insanın beyni daha mı çok çalışıyor?<br />
Kesinlikle. O zaman aklın başına geliyor aslında. Bir şey üretiyorsan, yazıyorsan, çiziyorsan zaten kalabalıkların ortasında yapamazsın ki. Mutlaka kendi başına kalman lazım. Bir romancı, caddenin ortasında yazmaz. Gider bir yerlere kapatır kendini. Ne bileyim, şarkılar da öyle yazılır. Hadi hep birlikte bütün şehirle birlikte şarkı yazayım, yapamazsın. Belki ancak birileriyle bir şeyler yaşayıp sonra onun etkisini yalnız başına kaldığında aktarabilirsin. Tabii ki. O etkileşim şart. Ya da ortaklaşa çalıştığın birileri varsa, ortak bir şey yazıyorsan, o da tamam. Ama üretim o kalabalığın içinde olacak bir şey değil. <br />
<br />
*** Sen bu noktaya nasıl geldin? Hayatında birçok eleme yaptın öyle değil mi?<br />
<br />
Evet, kesinlikle doğru söylüyorsun. Şunu fark ettim; belki de bu çok derin, uzun ve beni bunlara iten bir hastalık yaşadığım için buralara geldim. Fark ettim ki; hasta olmama neden olan bir tek kişi var, o da benim. Çünkü ben öyle bir seçim, öyle bir şeyler yapıyorum ki kendime... Yorumlarda bulunuyorum hayatla ilgili. Olayların yorumunu yapan da bir kişi var, benim. Buradan mutlu da ayrılabiliriz, çok mutsuz da. Şu an bu kirazdan dolayı korkunç sinirlenip buradan olay çıkarıp da gidebilirsin, bu tabağın keyfine de varabilirsin. Fark ettim ki; bağırsağımı kanatan kişi benim. Ve dedim ki; demek ki bu mekanizmayı bir yerde kırmak lazım. İyileşmemin tek nedeni kendimi iyileştirmem. <br />
<br />
*** Koliti psikolojik gelgitler tetikliyor sanırım.<br />
Psikosomatik hastalık. Tam bir gerekçesi bulunmuş değil kolitin ama benim en dikkat etmem gereken tarafı da psikolojik tarafıydı. O kafayı düzelttikten sonra, diğerleri de düzeliyor, beden sana cevap veriyor.<br />
<br />
*** Bunu hayatını değiştirmek adına ikinci bir şans olarak gördün mü?<br />
Tabii. Yaşadığın şeyin ne kadar güzel olduğunu fark etmediğin zamanlarda, kaybetmek üzereyken, anlıyorsun hayatın ne kadar değerli olduğunu. Bir tek senin ne kadar değerli olduğunu, kendinin... Çünkü başka yaşanacak hayat yok. Öbürü fasa fiso, kim ne derse desin. Bilmiyoruz. O yüzden bir kere daha yakaladım diyerek hayatın değerini anlıyorsun.<br />
<br />
*** Ondan sonra da “Renga renga rengarenk oldum” diye şarkı söylüyorsun. (Gülerek) Tabii o biraz da Nil’in (Karaibrahimgil) kalbinin güzelliği.<br />
*** Öyle ama bence Nil de bunu yazarken empati kurarak yazdı.<br />
Kesinlikle. Bana “Sizi düşünüyorum” diye mesajlar attı yazarken. Birlikte yaşamanın getirdiği, beni iyi tanımasının getirdiği, daha önce bütün müzikal yolculuğumuzda yan yana olmamızın getirdiği yakınlıkla; Demir’le ilişkimizi en yakından tanımlayan, gören kişi olarak yazdı. Zeki bir kız Nil. Çok zeki ve söz dilini çok iyi kullanan biri. O yüzden böyle olağanüstü güzel bir öykü çıkardı içinden. <br />
*** Gerçek aşkın tanımını yapmak mümkün mü?<br />
Aşkı insanoğlu yüzyıllardır anlamaya ve anlatmaya çalışıyor ve herkesin aşkı tarifi başka, tek bir aşk tanımı yok. Benim içinse gerçek aşk; karşılıksız, tanımsız, ezberlemeden, her gün yeniden taptaze kalabilen...<br />
*** Sen hayatına kaç aşk sığdırdın?<br />
(Gülümseyerek) Tek. <br />
*** Seviyorum demek kolay mı senin için?<br />
Ben sevgimi saklamam; o yüzden “Seviyorum” demek de kolay benim için. Sevgi insanoğlunun tek yakıtı bence ve satın alınabilecek bir şey de değil. Bu ancak kendi içinde çoğaltabileceğin, hatta öğrenebileceğin bir şey. Büyük bir problem olarak buluyorum insanlığın bu sevgisini saklamasını. <br />
*** Sevginin karşılığını alamamak seni durdurur mu?<br />
Yoo. Zaten karşılıklı olabilecek bir şekilde bakmıyorum ben. Birini seviyorsan seviyorsundur. İlla o seni seviyor diye seviyorsan, zaten o sevgi değil. Zaten beklenti üzerinden bir sevgi çıkarmaya çalışıyorsan, ben de onun gerçek sevgi olmadığını düşünüyorum. Kuşaklar boyunca “Biz çocuk doğuralım, onlar da bize ileride baksınlar” gibi bir düşünce oldu. Bir sorumluluk hissediyorsan kendi içinden hissettiğin bir şeydir. Birine bakmak zorunda kalmak kadar kötü bir şey var mı? Sevdiğin için yaparsın. Yoksa hayat mecburiyetler silsilesi. <br />
*** Hiç bilmeyen birine ruh eşi ifadesini nasıl anlatırdın?<br />
<br />
Ben ve Demir derdim! Ruh eşi aslında zıtlıkların bir araya gelmesi. Ruh eşi derken ben şunu demiyorum; “Her şeyde o kadar aynıyız ki” Bence ruh eşi denmesinden kasıt, Uzakdoğuluların yin yang’ı ayırması gibi. Her şeyin içindeki kadınerkek, her şeyin içindeki siyah-beyaz gibi, ikilikler gibi... Ama o ikililiğin içersindeki uyum, o formu mükemmel hale getiriyor. Yani ruh ikizi dediğim şey aslında o iki ucun bir araya geldiğindeki mükemmel form.<br />
*** Bu hayatta sen ne renksin, Demir ne renk? Bu anlamda sence nasıl<br />
bir uyum içindesiniz?<br />
Demir kırmızı, bense mavi sanırım. Biri su, biri de ateş gibi... <br />
*** Nasıl bir sevgilisin?<br />
Titiz, dikkatli, değiştirmeden sevmeyi, karşısındakine saygılı biri olmayı seçen ve olmaya çalışan biri gibi... Keşke olduğu gibi herkesi kabul etsek. Tolerans çok önemli. <br />
** *Aşkın ömrü var mı sence? Aşk ve sevgi diye ikiye ayırırsak eğer...<br />
<br />
Yok... Ten dediğin şey, seksi tek başına değerlendirdiğimde; teni öğrenmek, her dokunduğunda aynı şeyi hissetmek, onun yıllar içerisinde sende yarattığı alışkanlık, hiçbir zaman sana ilk günkü hissi veremez. Onu kaybediyorsun, o net. Ona karşı savaş veremezsin. O kadar çıplak oluyorsun artık, her şeyini açmış oluyorsun. O saflıkta ve çıplaklıktaki bir şeyi yaşadıkça alışkanlık beraberinde geliyor. Ama orada hâlâ heyecan hissetmemek ya da ondan dolayı kanıksamak, ona yenilmek başka bir şey. Ben bundan söz etmiyorum. Onu yenebiliyorsun. Ona her gün yeniden o taze gözle bakabiliyorsan, hatta ilk gördüğünki kadar önyargısız bakabiliyorsan o tene, o yüze; ezberlememiş gibi. O zaman çok taze kalabiliyor.<br />
<br />
İLİŞKİ KURMAK BİR SANATTIR<br />
“Çok gelişmişsindir bir konuda, bilim adamısındır, derya kitap bitirmişsindir ama ilişki konusunda özürlüsündür. İnsan ilişkisi, kadın erkek ilişkilerinde dünyanın en büyük hatalarını yaparsın ama bilim adamısındır. Böyle insanlar var. Zaten sonra IQ değil EQ diye bir zekânın daha önemli olduğu ortaya çıktı. Çünkü ilişki kurma sanatı diye bir şey var. Kendini bilme sanatı.”<br />
<br />
KURU BİR HAYAT<br />
*** Hayatta ne olursa olsun dönüp dolaşıp eve geldiğinde sevgiliyi bulmak nasıl bir şey?<br />
Sen ne diyorsun! Dünyanın en güzel şeyi. Onun için uyandığında ya da ne bileyim onun için giyindiğinde, onun için güzelleşiyorsun. O çok hoş bir şey, müthiş bir şey paylaşmak. Ben o konuda çok çok mutluyum. Gerçekten şanslı hissediyorum kendimi. (Gözleri doluyor) Sevgisiz, aşksız bir hayat, gerçekten kuru bir hayat.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bursasporlu Ertan şampiyonluğu bu gece öğrenecek]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21413</link>
			<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 22:08:59 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21413</guid>
			<description><![CDATA[ALLAH kimseyi ıssız bir adaya düşürmesin. Hele de adada yaşadıklarınız ekranda yayınlanıyorsa maazallah... Acun Ilıcalı’nın ilgiyle takip edilen yarışması Survivor’ın en renkli yarışmacılarından birisi de Ertan oldu yarışmanın başından beri. Ertan, fanatik bir Bursaspor taraftarı. Adaya geldiği ilk günden bu yana üzerinden takımının formasını hiç çıkartmadı. Ancak yarışma başladığında henüz bizim ligler sonuçlanmamıştı. İşte bu yüzden Ertan takımının şampiyon olduğunu bilmiyor. Ertan, geçen sezonu Fenerbahçe birinci bitirdi zannediyor. İşte bu yüzden bu gece Survivor adasında kıyametler kopacak. Çünkü Acun Ilıcalı, Ertan’a, genç adamı mutluluktan havalara uçuracak gerçeği açıklayacak. Ve Ertan gönlünün büyük ödülünü bu gece almış olacak. Bakalım bu müjdeli haber üzerine Ertan kaç takla atacak? Bakalım Bursaspor’un şampiyonluğu, Survivor yarışmacısı Ertan’a nasıl bir moral ve enerji desteği sağlayacak? Bakalım bu haber, Ertan’ın yarışma grafiğine nasıl yansıyacak? Kaçırmayın...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ALLAH kimseyi ıssız bir adaya düşürmesin. Hele de adada yaşadıklarınız ekranda yayınlanıyorsa maazallah... Acun Ilıcalı’nın ilgiyle takip edilen yarışması Survivor’ın en renkli yarışmacılarından birisi de Ertan oldu yarışmanın başından beri. Ertan, fanatik bir Bursaspor taraftarı. Adaya geldiği ilk günden bu yana üzerinden takımının formasını hiç çıkartmadı. Ancak yarışma başladığında henüz bizim ligler sonuçlanmamıştı. İşte bu yüzden Ertan takımının şampiyon olduğunu bilmiyor. Ertan, geçen sezonu Fenerbahçe birinci bitirdi zannediyor. İşte bu yüzden bu gece Survivor adasında kıyametler kopacak. Çünkü Acun Ilıcalı, Ertan’a, genç adamı mutluluktan havalara uçuracak gerçeği açıklayacak. Ve Ertan gönlünün büyük ödülünü bu gece almış olacak. Bakalım bu müjdeli haber üzerine Ertan kaç takla atacak? Bakalım Bursaspor’un şampiyonluğu, Survivor yarışmacısı Ertan’a nasıl bir moral ve enerji desteği sağlayacak? Bakalım bu haber, Ertan’ın yarışma grafiğine nasıl yansıyacak? Kaçırmayın...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Kumar oynayarak deşarj oluyorum"]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21412</link>
			<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 22:08:25 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21412</guid>
			<description><![CDATA[Mehmet Ali Erbil röportaj için bana Kıbrıs’ta randevu verdiğinde şansımın bu kadar yaver gideceğini tahmin edememiştim. Yanlış anlaşılma olmasın kumarda kazanmadım, ama bugüne kadar kumar tutkusu, gözaltıları çok konuşulan, Mali’yi ilk kez bir casino’da görüntülemeyi başardım. Fotoğrafları HT Magazin Eki’nin yazarlarından Esin Övet çekti. Çekim sırasında çok eğlendik, Mali, yakın arkadaşı oyuncu Tarık Ünlüoğlu ile kumar masasına oturdu, ben de krupiye oldum. Bizimki sadece bir canlandırmaydı, gerçek olan ise Mehmet Ali Erbil’in anlattıklarıydı. İşte kumar masasında gerçek hayattan soyutlandığını söyleyen Mehmet Ali Erbil’in sorularıma yanıtları...<br />
<br />
*** Her hafta sonu Kıbrıs’tasınız galiba?<br />
Evet ama iş için geliyorum, oyun için değil yani.<br />
*** Evliyken de her hafta sonu geliyor muydunuz Kıbrıs’a?<br />
İş olursa geliyordum, onun dışında gelmiyordum.<br />
*** Kumar nasıl bir şey?<br />
Ben çok aklı başında oynayanlardanım. Çok itinayla oynuyorum. Hiçbir zaman ayırdığımın dışında kumara para harcamamışımdır. Keşke herkes öyle oynasa. 30 yıldır oynuyorum, yani yazılan çizilenler doğru olsaydı, benim gibi 30 yıldır kumar oynayan birinin hiçbir şeyi kalmazdı.<br />
*** Evlerinizi satmışsınız kumar yüzünden, öyle diyorlar. Doğru mu? <br />
Yok hayır, öyle bir şey yok. Ben bilinçli oynuyorum. Bilinçli oynandığım sürece de sadece zevk için oynamış oluyorum. Öbür türlü, iş zevkten çıkar. <br />
*** Kumar oynamanızın sebbi psikolojik olabilir mi? Kısa bir zaman diliminde de olsa gerçek hayattan soyutlanmanızı mı sağlıyor kumar?<br />
Evet, belki de burada kendimi bütün problemlerden, sorunlardan, stresten soyutluyorum...<br />
*** Yani bir nevi adrenalin etkisi yapıyor sizde...<br />
Tabii tabii. Çoğu insan içki içerek rahatlıyor. Ben alkol alamadığım için böyle deşarj oluyorum.<br />
*** Kumarda bugüne kadar en çok kaybettiğiniz miktar nedir? <br />
175 bin dolar ama hiç hatırlamıyorum, ben kaybetmem.<br />
*** İstanbul’daki kumarhanelerin kapatılması kötü mü oldu?<br />
Bence iyi oldu. İnsanlar dengeleyemiyordu kumar alışkanlığını. Bir de kumarhaneler gerçekten sıkı devlet denetiminde olsa iyi olabilirdi ama ipler mafyanın eline geçtiği için çok tehlikeli oldu, dengeler değişti.<br />
<br />
ÇARKIFELEK SAĞLAM BİR FORMAT<br />
*** Çarkıfelek yeniden ekranlarda... Kaç sene daha devam edecek sizce?<br />
Aralıklarla devam ediyor ama çok sağlam bir format olduğu için daha uzun seneler diye sürer düşünüyorum.<br />
*** Dünyada en uzun süredir devem eden formatlardan biri değil mi?<br />
Evet 39 yıldır devam ettiği ülke var...<br />
<br />
EKİMDE FİLM PROJESİ VAR<br />
*** Televizyonda Çarkıfelek dışında başka bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?<br />
Şimdilik hayır. Belki aralık gibi başlayacak bir dizi projesi var ama... Çarkıfelek zaten yeterince zamanımı alıyor, üç saate yakın canlı yayın yapıyoruz, böyle bir işiniz varken haftanın üç gününü diziye ya da sitcom’a ayırmak zor.<br />
*** Film projesi var mı?<br />
Film projesi var. Ekimde, Fida ve Arzu Film’le birlikte bir komedi filmi çekeceğiz...<br />
*** Yine komedi mi?<br />
Komedi ama çok farklı bir proje. Senaryosu çok değişik. <br />
*** Dram ağırlıklı bir projede yer almayı düşünür müsünüz?<br />
Tabii ama beni heyecanlandıracak bir senaryo gelmedi bugüne kadar açıkçası. Gelse seve seve oynarım. Ben komedi ve dram diye ayırt eden bir oyuncu değilim. Zaten bizim eğitimimizde de komedi ve dram diye ayırımcılık yoktur. Tek tip oyunculuk öğretilen bir okuldan mezun olmadık.<br />
*** Tiyatro kökenli bir sanatçısınız, önümüzdeki günlerde sizi tiyatro sahnesinde görme ihtimalimiz nedir?<br />
Tiyatro zaman meselesi. Nasıl zaman bulacaksın? Bir de Türkiye’de tiyatro kendini yenileyemedi maalesef, çağın gerisinde kaldı. Seyircisi de hem azaldı, hem de profili değişti?<br />
*** Seslendirme yapmaya devam ediyor musunuz?<br />
Eh... Biraz pahalı olduğumuz için bizi pek çağırmıyorlar. <br />
*** Sizi en çok hangisini yapmak mutlu ediyor? Şov programı mı, tiyatro mu, sitcom mu, sinema mı?<br />
Canlı yayın hayatımda en sevdiğim şeylerden biri. <br />
*** Peki canlı yayında başınıza gelen komik bir olay var mı?<br />
“Allah kahretsin” dedirten cinsten... Hem komik, hem de trajikomik dediğimiz olaylar olmuştur tabii.<br />
<br />
TARKAN VE BEYONCE’Yİ KONUK ETMEK İSTERDİM<br />
*** Çarkıfelek’te en çok kimi konuk etmek istersiniz?<br />
Tarkan ve Beyonce.<br />
*** Geçenlerde Çarkıfelek’te şakayla karışık “Vurulduk hâlâ bir açıklama yok ama arkadaşlarla bir pişti oynarız hemen gözaltına alınırız” demişsiniz. Bu sitem dolu cümlelerden sonra emniyetten vurulma olayıyla ilgili bir açıklama geldi mi?<br />
Altı-yedi yıl oldu hâlâ olayla ilgili bir açıklamaları yok. Ama başka bir şey olsa hemen geliyorlar...<br />
<br />
TUBA'YI SON DURAK OLARAK DÜŞÜNMÜŞTÜM<br />
*** Çok çalışıyorsunuz ve iyi paralar kazanıyorsunuz. Boşandıktan sonra da ayrıldığınız eşlerinize para vermek zorunda kalıyorsunuz. Hiç pişmanlık duydunuz mu bu durumdan?<br />
Asla. Eşlerimle severek evlendim, insani ilişkilerim hâlâ devam ediyor. Hiç pişmanlık duymadım. Tuba’yı hep son durak olarak düşünüyordum ama son durağı kaybettim.<br />
*** Bunu herkes çok merak ediyor, boşanmanızın altında yatan gerçek sebep ne?<br />
Benden kaynaklanıyordur. Bu kadarını söyleyebilirim.<br />
*** Çapkınlıklarınız yüzünden olabilir mi peki?<br />
Çapkınlık denmez. Evliliğimiz boyunca kalbim kimseye iki misli çarpmadı. <br />
*** Belli etmiyorsunuz ama siz romantik bir tip misiniz yoksa?<br />
Gerektiğinde.<br />
*** Kadınlara nasıl davranılacağını biliyorsunuz gibi geliyor bana...<br />
Çok seviyorum kadınları, çok saygı duyuyorum onlara, çok özel varlıklar. Kadınlar dünyadaki en güzel renklerden biri benim için, hayatımdaki yerleri de çok önemli.<br />
*** Yani “Kadınsız olmaz, mutlaka biri daha olacak hayatımda” diyorsunuz...<br />
Asla kadınsız olmaz. Bilinmez ki, yani o iş aramakla olmuyor gerçekten. <br />
*** Kadınlarda en uyuz olduğunuz huy ne?<br />
Çok konuşmaları.<br />
*** Bu bir ayrılık nedeni olabilir mi?<br />
Yok o kadar da değil. Onu dengelerim muhakkak ilişki içerisinde. <br />
<br />
EVLİLİK KISMET İŞİ, ZAMAN NE GÖSTERİR BİLEMEM<br />
*** Yeniden evlenmeyi düşünüyor musunuz?<br />
Büyük konuşmuyorum. “Evet” de desem “Hayır” da desem beni neyin beklediğini bilemem. Kısmet. Zaman ne gösterir belli olmaz.<br />
*** Ama bir çocuk daha istiyorsunuz değil mi?<br />
Çocukları çok seviyorum. Sağlıklı olduktan sonra neden olmasın.<br />
*** Ali Sadi ile baba-oğul ilişkiniz nasıl? Sık görüşüyor musunuz? <br />
Bütün çocuklarımı çok seviyorum ama Ali Sadi çok küçük olduğundan benim de olgunluk dönemime denk geldiğinden belki, acayip bir aşk yaşıyoruz onunla.<br />
*** İlk erkek çocuğunuz, onun da etkisi olabilir mi?<br />
Yo, kızlarımı da çok seviyorum. Kızlarım bambaşka benim için.<br />
*** Yasmin’e küçükken sorulduğunda “şarkıcı olmak istiyorum” diyormuş. Çocuklarınızın şov dünyasında olmasını ister misiniz?<br />
Evet, 10 yaşındayken “Ne olacaksın” diye soruyorduk, “Yabancı şarkıcı olacağım” diye cevap veriyordu. İsterim aslında neden istemeyeyim. Şunu olsun bunu olsun diye bir tercihim yok, kendilerine bırakıyorum, hiçbir zaman meslek konusunda zorlamam çocuklarımı.<br />
*** Her evliliğiniz boşanmayla sonuçlandı. Niye boşanıyorsunuz?<br />
Bilemiyorum... Kimse boşanacağım diye evlenmiyor. Ben de boşanacağım diye evlenmedim hiçbir zaman.<br />
*** Problem nereden çıkıyor? <br />
Kesinlikle benden çıkıyordur problem.<br />
*** Son eşinizin çok yüksek miktarda nafaka istediği, ona büyük paralar verdiğiniz yer aldı medyada...<br />
Yok canım, çocuklarımın geleceğini garanti altına almaktır o kâğıt üzerinde. <br />
*** Kızlarınız Sezin ve Yasmin son evliliğinizin de boşanmayla sonuçlanması hakkında ne düşünüyor?<br />
O konu hakkında hiç yorum yapmadılar. Karışmazlar o konulara. <br />
*** Bir daha evlenmenizi istiyorlar mı peki?<br />
Yok hayır istemiyorlar. “Baba artık evlenme” dediler bana. Belki de artık beni kimseyle paylaşmak istemiyorlar.<br />
*** Sezin’in evliliği nasıl gidiyor?<br />
Maşallah çok iyi. <br />
*** Eski eşleriniz birbirleriyle görüşüyorlar mı?<br />
Tabii. Sedef hariç hepsi birbiriyle görüşür.<br />
<br />
*** Sedef’i sizden boşandıktan sonra neredeyse medyada hiç görmüyoruz. Bu kendi tercihi mi?<br />
O zaten çok genç ve toydu. Yaşandı ve bitti. Sedef zaten medyada gözükmeyi sevmezdi. Diğer eski eşlerim görünmeyi sever diye de bir şey yok tabii...<br />
<br />
*** İlk eşinizle çok iyi dost olduğunuzu herkes biliyor. Tüm eşlerinizle arkadaş kalabilmeyi başardınız mı?<br />
Yani tabii, ben onun çocuğu gibiyim artık<br />
<br />
GERÇEK HAYATTA DA CİDDİ DEĞİLİM<br />
*** Çok hayal edip de içinde yer almak istediğiniz bir proje var mıydı?<br />
Dışarıya açılmak hep içimde bir uhde olarak kaldı. Gençken beni İtalya’da sinema okulundan istemişlerdi ama gitmemiştim, cesaret edememiştim. Bundan 10 sene önce Amerika’ya gidip dilimi geliştireyim istedim tam o sırada oradan da Çarkıfelek gibi bir game show sunmam için teklif geldi ama ben yine gitmedim...<br />
*** Genelde mesleğinde komik olan insanlar gerçek hayatta ciddi olur derler. Siz nasılsınız gerçek hayatınızda?<br />
Yoo ben öyle çok ciddi değilim. <br />
*** En çok sinirlendiğiniz şey nedir?<br />
Haksızlıklara çok sinirlenirim.<br />
*** Hiç haksızlığa uğradınız mı?<br />
Tabii canım, herkesin başına geldiği gibi benim de başıma geldi. <br />
*** Siyasette renginiz nedir? Referandum hakkında ne düşünüyorsunuz?<br />
Mahrem bir şey ama demokrasiden yanayım.<br />
<br />
SEKSTE SKORUN DEĞİL MUTLULUĞUN PEŞİNDEYİM<br />
*** Çocukluğunuzu nasıl hatırlıyorsunuz, nasıl bir çocuktunuz?<br />
Mutlu, neşeli, güler yüzlü bir çocuktum.<br />
*** İleride Müjdat Gezen gibi bir okul açmayı, oyunculuk eğitimi vermeyi düşünür müsünüz?<br />
Hayır düşünmüyorum. O çok başka bir misyon. Saygı duyuyorum ama düşünmem.<br />
*** Peki, sekse çok düşkün olduğunuz söyleniyor, doğru mu?<br />
Her erkek kadar. Çok düşkünlük diye bir şey söz konusu değil. Skorun değil mutluluğun peşindeyim.<br />
<br />
KADINLARA JEST YAPMAYI ÇOK SEVERİM<br />
*** Peki kadınlara jest yapmayı sever misiniz?<br />
Çoook severim hem de... En çok da onlar istemeden jest yapmak hoşuma gider.<br />
*** Bir kadına en son yaptığınız jest neydi peki?<br />
Eski eşlerime saat aldım, Anneler Günü hediyesi.<br />
*** Eşlerinizle ilgili unutamadığınız bir anı var mı?<br />
Hepsini unuttum, dolayısıyla bütün anıları da sildim.<br />
<br />
SEDA SAYAN'LA ARAMIZ ÇOK İYİ<br />
*** Seda Sayan’la aranız nasıl?<br />
Çok iyi, barıştık. Her aile içinde olur öyle şeyler.<br />
*** Bu camiada dost olunur mu sizce?<br />
Niye olunmasın, olunur tabii. Bizim camiamızın nesi var ki?<br />
<br />
AYDA BİR İLAÇ ALIYORUM<br />
*** Spor yapıyor musunuz?<br />
Yürüyüş yapıyorum.<br />
*** Hastalığınız ne durumda?<br />
Ayda bir ilaç alıyorum, onun dışında iyiyim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mehmet Ali Erbil röportaj için bana Kıbrıs’ta randevu verdiğinde şansımın bu kadar yaver gideceğini tahmin edememiştim. Yanlış anlaşılma olmasın kumarda kazanmadım, ama bugüne kadar kumar tutkusu, gözaltıları çok konuşulan, Mali’yi ilk kez bir casino’da görüntülemeyi başardım. Fotoğrafları HT Magazin Eki’nin yazarlarından Esin Övet çekti. Çekim sırasında çok eğlendik, Mali, yakın arkadaşı oyuncu Tarık Ünlüoğlu ile kumar masasına oturdu, ben de krupiye oldum. Bizimki sadece bir canlandırmaydı, gerçek olan ise Mehmet Ali Erbil’in anlattıklarıydı. İşte kumar masasında gerçek hayattan soyutlandığını söyleyen Mehmet Ali Erbil’in sorularıma yanıtları...<br />
<br />
*** Her hafta sonu Kıbrıs’tasınız galiba?<br />
Evet ama iş için geliyorum, oyun için değil yani.<br />
*** Evliyken de her hafta sonu geliyor muydunuz Kıbrıs’a?<br />
İş olursa geliyordum, onun dışında gelmiyordum.<br />
*** Kumar nasıl bir şey?<br />
Ben çok aklı başında oynayanlardanım. Çok itinayla oynuyorum. Hiçbir zaman ayırdığımın dışında kumara para harcamamışımdır. Keşke herkes öyle oynasa. 30 yıldır oynuyorum, yani yazılan çizilenler doğru olsaydı, benim gibi 30 yıldır kumar oynayan birinin hiçbir şeyi kalmazdı.<br />
*** Evlerinizi satmışsınız kumar yüzünden, öyle diyorlar. Doğru mu? <br />
Yok hayır, öyle bir şey yok. Ben bilinçli oynuyorum. Bilinçli oynandığım sürece de sadece zevk için oynamış oluyorum. Öbür türlü, iş zevkten çıkar. <br />
*** Kumar oynamanızın sebbi psikolojik olabilir mi? Kısa bir zaman diliminde de olsa gerçek hayattan soyutlanmanızı mı sağlıyor kumar?<br />
Evet, belki de burada kendimi bütün problemlerden, sorunlardan, stresten soyutluyorum...<br />
*** Yani bir nevi adrenalin etkisi yapıyor sizde...<br />
Tabii tabii. Çoğu insan içki içerek rahatlıyor. Ben alkol alamadığım için böyle deşarj oluyorum.<br />
*** Kumarda bugüne kadar en çok kaybettiğiniz miktar nedir? <br />
175 bin dolar ama hiç hatırlamıyorum, ben kaybetmem.<br />
*** İstanbul’daki kumarhanelerin kapatılması kötü mü oldu?<br />
Bence iyi oldu. İnsanlar dengeleyemiyordu kumar alışkanlığını. Bir de kumarhaneler gerçekten sıkı devlet denetiminde olsa iyi olabilirdi ama ipler mafyanın eline geçtiği için çok tehlikeli oldu, dengeler değişti.<br />
<br />
ÇARKIFELEK SAĞLAM BİR FORMAT<br />
*** Çarkıfelek yeniden ekranlarda... Kaç sene daha devam edecek sizce?<br />
Aralıklarla devam ediyor ama çok sağlam bir format olduğu için daha uzun seneler diye sürer düşünüyorum.<br />
*** Dünyada en uzun süredir devem eden formatlardan biri değil mi?<br />
Evet 39 yıldır devam ettiği ülke var...<br />
<br />
EKİMDE FİLM PROJESİ VAR<br />
*** Televizyonda Çarkıfelek dışında başka bir şey yapmayı düşünüyor musunuz?<br />
Şimdilik hayır. Belki aralık gibi başlayacak bir dizi projesi var ama... Çarkıfelek zaten yeterince zamanımı alıyor, üç saate yakın canlı yayın yapıyoruz, böyle bir işiniz varken haftanın üç gününü diziye ya da sitcom’a ayırmak zor.<br />
*** Film projesi var mı?<br />
Film projesi var. Ekimde, Fida ve Arzu Film’le birlikte bir komedi filmi çekeceğiz...<br />
*** Yine komedi mi?<br />
Komedi ama çok farklı bir proje. Senaryosu çok değişik. <br />
*** Dram ağırlıklı bir projede yer almayı düşünür müsünüz?<br />
Tabii ama beni heyecanlandıracak bir senaryo gelmedi bugüne kadar açıkçası. Gelse seve seve oynarım. Ben komedi ve dram diye ayırt eden bir oyuncu değilim. Zaten bizim eğitimimizde de komedi ve dram diye ayırımcılık yoktur. Tek tip oyunculuk öğretilen bir okuldan mezun olmadık.<br />
*** Tiyatro kökenli bir sanatçısınız, önümüzdeki günlerde sizi tiyatro sahnesinde görme ihtimalimiz nedir?<br />
Tiyatro zaman meselesi. Nasıl zaman bulacaksın? Bir de Türkiye’de tiyatro kendini yenileyemedi maalesef, çağın gerisinde kaldı. Seyircisi de hem azaldı, hem de profili değişti?<br />
*** Seslendirme yapmaya devam ediyor musunuz?<br />
Eh... Biraz pahalı olduğumuz için bizi pek çağırmıyorlar. <br />
*** Sizi en çok hangisini yapmak mutlu ediyor? Şov programı mı, tiyatro mu, sitcom mu, sinema mı?<br />
Canlı yayın hayatımda en sevdiğim şeylerden biri. <br />
*** Peki canlı yayında başınıza gelen komik bir olay var mı?<br />
“Allah kahretsin” dedirten cinsten... Hem komik, hem de trajikomik dediğimiz olaylar olmuştur tabii.<br />
<br />
TARKAN VE BEYONCE’Yİ KONUK ETMEK İSTERDİM<br />
*** Çarkıfelek’te en çok kimi konuk etmek istersiniz?<br />
Tarkan ve Beyonce.<br />
*** Geçenlerde Çarkıfelek’te şakayla karışık “Vurulduk hâlâ bir açıklama yok ama arkadaşlarla bir pişti oynarız hemen gözaltına alınırız” demişsiniz. Bu sitem dolu cümlelerden sonra emniyetten vurulma olayıyla ilgili bir açıklama geldi mi?<br />
Altı-yedi yıl oldu hâlâ olayla ilgili bir açıklamaları yok. Ama başka bir şey olsa hemen geliyorlar...<br />
<br />
TUBA'YI SON DURAK OLARAK DÜŞÜNMÜŞTÜM<br />
*** Çok çalışıyorsunuz ve iyi paralar kazanıyorsunuz. Boşandıktan sonra da ayrıldığınız eşlerinize para vermek zorunda kalıyorsunuz. Hiç pişmanlık duydunuz mu bu durumdan?<br />
Asla. Eşlerimle severek evlendim, insani ilişkilerim hâlâ devam ediyor. Hiç pişmanlık duymadım. Tuba’yı hep son durak olarak düşünüyordum ama son durağı kaybettim.<br />
*** Bunu herkes çok merak ediyor, boşanmanızın altında yatan gerçek sebep ne?<br />
Benden kaynaklanıyordur. Bu kadarını söyleyebilirim.<br />
*** Çapkınlıklarınız yüzünden olabilir mi peki?<br />
Çapkınlık denmez. Evliliğimiz boyunca kalbim kimseye iki misli çarpmadı. <br />
*** Belli etmiyorsunuz ama siz romantik bir tip misiniz yoksa?<br />
Gerektiğinde.<br />
*** Kadınlara nasıl davranılacağını biliyorsunuz gibi geliyor bana...<br />
Çok seviyorum kadınları, çok saygı duyuyorum onlara, çok özel varlıklar. Kadınlar dünyadaki en güzel renklerden biri benim için, hayatımdaki yerleri de çok önemli.<br />
*** Yani “Kadınsız olmaz, mutlaka biri daha olacak hayatımda” diyorsunuz...<br />
Asla kadınsız olmaz. Bilinmez ki, yani o iş aramakla olmuyor gerçekten. <br />
*** Kadınlarda en uyuz olduğunuz huy ne?<br />
Çok konuşmaları.<br />
*** Bu bir ayrılık nedeni olabilir mi?<br />
Yok o kadar da değil. Onu dengelerim muhakkak ilişki içerisinde. <br />
<br />
EVLİLİK KISMET İŞİ, ZAMAN NE GÖSTERİR BİLEMEM<br />
*** Yeniden evlenmeyi düşünüyor musunuz?<br />
Büyük konuşmuyorum. “Evet” de desem “Hayır” da desem beni neyin beklediğini bilemem. Kısmet. Zaman ne gösterir belli olmaz.<br />
*** Ama bir çocuk daha istiyorsunuz değil mi?<br />
Çocukları çok seviyorum. Sağlıklı olduktan sonra neden olmasın.<br />
*** Ali Sadi ile baba-oğul ilişkiniz nasıl? Sık görüşüyor musunuz? <br />
Bütün çocuklarımı çok seviyorum ama Ali Sadi çok küçük olduğundan benim de olgunluk dönemime denk geldiğinden belki, acayip bir aşk yaşıyoruz onunla.<br />
*** İlk erkek çocuğunuz, onun da etkisi olabilir mi?<br />
Yo, kızlarımı da çok seviyorum. Kızlarım bambaşka benim için.<br />
*** Yasmin’e küçükken sorulduğunda “şarkıcı olmak istiyorum” diyormuş. Çocuklarınızın şov dünyasında olmasını ister misiniz?<br />
Evet, 10 yaşındayken “Ne olacaksın” diye soruyorduk, “Yabancı şarkıcı olacağım” diye cevap veriyordu. İsterim aslında neden istemeyeyim. Şunu olsun bunu olsun diye bir tercihim yok, kendilerine bırakıyorum, hiçbir zaman meslek konusunda zorlamam çocuklarımı.<br />
*** Her evliliğiniz boşanmayla sonuçlandı. Niye boşanıyorsunuz?<br />
Bilemiyorum... Kimse boşanacağım diye evlenmiyor. Ben de boşanacağım diye evlenmedim hiçbir zaman.<br />
*** Problem nereden çıkıyor? <br />
Kesinlikle benden çıkıyordur problem.<br />
*** Son eşinizin çok yüksek miktarda nafaka istediği, ona büyük paralar verdiğiniz yer aldı medyada...<br />
Yok canım, çocuklarımın geleceğini garanti altına almaktır o kâğıt üzerinde. <br />
*** Kızlarınız Sezin ve Yasmin son evliliğinizin de boşanmayla sonuçlanması hakkında ne düşünüyor?<br />
O konu hakkında hiç yorum yapmadılar. Karışmazlar o konulara. <br />
*** Bir daha evlenmenizi istiyorlar mı peki?<br />
Yok hayır istemiyorlar. “Baba artık evlenme” dediler bana. Belki de artık beni kimseyle paylaşmak istemiyorlar.<br />
*** Sezin’in evliliği nasıl gidiyor?<br />
Maşallah çok iyi. <br />
*** Eski eşleriniz birbirleriyle görüşüyorlar mı?<br />
Tabii. Sedef hariç hepsi birbiriyle görüşür.<br />
<br />
*** Sedef’i sizden boşandıktan sonra neredeyse medyada hiç görmüyoruz. Bu kendi tercihi mi?<br />
O zaten çok genç ve toydu. Yaşandı ve bitti. Sedef zaten medyada gözükmeyi sevmezdi. Diğer eski eşlerim görünmeyi sever diye de bir şey yok tabii...<br />
<br />
*** İlk eşinizle çok iyi dost olduğunuzu herkes biliyor. Tüm eşlerinizle arkadaş kalabilmeyi başardınız mı?<br />
Yani tabii, ben onun çocuğu gibiyim artık<br />
<br />
GERÇEK HAYATTA DA CİDDİ DEĞİLİM<br />
*** Çok hayal edip de içinde yer almak istediğiniz bir proje var mıydı?<br />
Dışarıya açılmak hep içimde bir uhde olarak kaldı. Gençken beni İtalya’da sinema okulundan istemişlerdi ama gitmemiştim, cesaret edememiştim. Bundan 10 sene önce Amerika’ya gidip dilimi geliştireyim istedim tam o sırada oradan da Çarkıfelek gibi bir game show sunmam için teklif geldi ama ben yine gitmedim...<br />
*** Genelde mesleğinde komik olan insanlar gerçek hayatta ciddi olur derler. Siz nasılsınız gerçek hayatınızda?<br />
Yoo ben öyle çok ciddi değilim. <br />
*** En çok sinirlendiğiniz şey nedir?<br />
Haksızlıklara çok sinirlenirim.<br />
*** Hiç haksızlığa uğradınız mı?<br />
Tabii canım, herkesin başına geldiği gibi benim de başıma geldi. <br />
*** Siyasette renginiz nedir? Referandum hakkında ne düşünüyorsunuz?<br />
Mahrem bir şey ama demokrasiden yanayım.<br />
<br />
SEKSTE SKORUN DEĞİL MUTLULUĞUN PEŞİNDEYİM<br />
*** Çocukluğunuzu nasıl hatırlıyorsunuz, nasıl bir çocuktunuz?<br />
Mutlu, neşeli, güler yüzlü bir çocuktum.<br />
*** İleride Müjdat Gezen gibi bir okul açmayı, oyunculuk eğitimi vermeyi düşünür müsünüz?<br />
Hayır düşünmüyorum. O çok başka bir misyon. Saygı duyuyorum ama düşünmem.<br />
*** Peki, sekse çok düşkün olduğunuz söyleniyor, doğru mu?<br />
Her erkek kadar. Çok düşkünlük diye bir şey söz konusu değil. Skorun değil mutluluğun peşindeyim.<br />
<br />
KADINLARA JEST YAPMAYI ÇOK SEVERİM<br />
*** Peki kadınlara jest yapmayı sever misiniz?<br />
Çoook severim hem de... En çok da onlar istemeden jest yapmak hoşuma gider.<br />
*** Bir kadına en son yaptığınız jest neydi peki?<br />
Eski eşlerime saat aldım, Anneler Günü hediyesi.<br />
*** Eşlerinizle ilgili unutamadığınız bir anı var mı?<br />
Hepsini unuttum, dolayısıyla bütün anıları da sildim.<br />
<br />
SEDA SAYAN'LA ARAMIZ ÇOK İYİ<br />
*** Seda Sayan’la aranız nasıl?<br />
Çok iyi, barıştık. Her aile içinde olur öyle şeyler.<br />
*** Bu camiada dost olunur mu sizce?<br />
Niye olunmasın, olunur tabii. Bizim camiamızın nesi var ki?<br />
<br />
AYDA BİR İLAÇ ALIYORUM<br />
*** Spor yapıyor musunuz?<br />
Yürüyüş yapıyorum.<br />
*** Hastalığınız ne durumda?<br />
Ayda bir ilaç alıyorum, onun dışında iyiyim.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Diziye hayır sinemaya evet]]></title>
			<link>http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21411</link>
			<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 22:07:52 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.missemmawatson.com/showthread.php?tid=21411</guid>
			<description><![CDATA[Oyuncu Berrak Tüzünataç, iddialı bir aşk filminde başrol oynayacak. Engin Altan Düzyatan ve Ayda Aksel ile kamera karşısına geçmeye hazırlanan Tüzünataç, filmin adı ve senaryosu hakkında ser verip sır vermiyor. Bu yılın sonunda vizyona girecek film için Tüzünataç’ın atv’den gelen bir dizi teklifini geri çevirdiği ve kariyeri için tamamen sinemaya yöneldiği öğrenildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Oyuncu Berrak Tüzünataç, iddialı bir aşk filminde başrol oynayacak. Engin Altan Düzyatan ve Ayda Aksel ile kamera karşısına geçmeye hazırlanan Tüzünataç, filmin adı ve senaryosu hakkında ser verip sır vermiyor. Bu yılın sonunda vizyona girecek film için Tüzünataç’ın atv’den gelen bir dizi teklifini geri çevirdiği ve kariyeri için tamamen sinemaya yöneldiği öğrenildi.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>